Mobilemenu
Profile

Sualtında Karşılaşabileceğiniz En Ürkütücü 5 Şey

Thrill Frill

Adına aldanmayın, ona direk Deniz Canavarı da diyebilirsiniz. Evet onunla sualtında karşılaşma ihtimaliniz zayıf ama yok değil. İşin kötüsü geçtiğimiz yüzyılda soyu tükendiği düşünülüyordu ama gerçek pek öyle değil. Tuhaf bir evrimleşme süreci geçiren ve görüntüsüyle bile kan donduran bu prehistorik sualtı canlısı avını hiç çiğnemeden yutmasıyla ünlü. Atlantik ve Pasifik Okyanusu’nda hala görülebilen bu yaratık oldukça derinlerde yüzüyor ve diğer canlılara pek benzemeyen bir solunum sistemine sahip olmakla ve kör olmasıyla biliniyor.

Mezarlık ziyareti için sualtı tercihi mi?

Evet aynen öyle. Binyıllar içinde bazı gelişmeler zamanında yerleşim birimi olan alanların su altında kalmasını sağlayabiliyor. Ama bu kez o kadar eskiye gitmek zorunda değiliz.

Amerikalılar tarihleri ile övünseler de inanılmaz kanlı geçen ve bir nevi kardeşin kardeşi katlettiği Amerikan iç savaşı dönemi ne kitaplarda ne de filmlerde karşımıza çıkmaz. Pek hatırlamak istemedikleri bu olay mezarlıklarla ilgili bir konuya da yansımış.

ABD, Güney Karolina’da bulunan Jocassee gölünün dibinde işte bu iç savaşta ölen insanların mezarları var. 1973 yılında bir elektrik şirketi bölgede bir baraj yapınca bu tarihi mezarlar da baraj suları altında kalmış. Kısacası, akrabalarının mezarını ziyaret etmek isteyen yerel halk yaklaşık 36 metre dalmak zorunda.

Bir takım kafatası mağaraları

Korkunç farkındayız ama gerçek. Olay Meksika’da geçiyor. Yukatan Yarımadası’nın açıkları biraz kanlı bir geçmişin izlerine sahip.

Yarımadada birçok obruk da bulunuyor ve Burada bulunan mağaralardan en ünlüsü ise Las Calaveras. Bu mağarada bulunan kemiklerin Mayalar döneminde kurban edilen insanlara ait olduğu da tespit edilmişti.

Yaşanan bir depremle sualtında kaldığı tahmin edilen mağara kullanıldığı dönemde sadece kurbanların kafatasını koymak için değerlendiriliyordu. 125 insana ait kafatasının bulunduğu Las Calaveras’a girmek ise epey güç çünkü girişi çok dar ve içeride sizi oldukça can sıkıcı bir manzara bekliyor.

Bin yaşındaki mikroplar

Bu listede gördüğünüz diğer ürpertici şeyler genellikle yalnızca okyanusun derin, karanlık bölümlerinde görülür. Ancak binlerce yıldır yaşayan bu mikroplar her yerde! Evet, aşılar ya da değişen, gelişen sağlık sistemi ile artık birçoğuna karşı direncimiz olsa da mikrop mikroptur.

İşin tuhafı onlardan bazıları kirlenen denizdeki diğer bakterilerle temasa geçince ortaya daha önce hazır olmadığımız sonuçlar çıkabiliyor ve özellikle kulaklarımızdaki akıntılar bir süre sonra iltihaba dönüşüyor. Hepimizin birçok kez yaşadığı bu durum artık biraz daha ciddi bir boyuta gelmiş olabilir.

Deniz altındaki yanardağlar

Böyle bir şey de mi var? dediğinizi duyar gibiyiz. Evet var hem de Endonezya’da.

Mahangetan Adası bildiğimiz diğer adalara pek benzemiyor. Tuhaf iklimi ile birçok yabani canlıya ev sahipliği yapan bu adanın açıklarında ise neredeyse hiç canlı bulunmuyor çünkü denizin altında milyon yıllık bir yanardağ hali aktif durumda. Su yüzeyine kadar çıkan sülfür kabarcıkları denizin 400 metre altında yaşananlara önemli bir delalet. Yüzeye çıkan lavlar ise oldukça estetik bir görüntü oluşturuyor ve bölgeyi ziyarete gelen herkes buraya mutlaka uğruyor.

Sualtında patlama yaşandıkça ortaya çıkan kabarcıkları görmek için özel bir ekipmanla dalış yapma şansınız da var. Eh kolay kolay bir yanardağa bu kadar yaklaşamazsınız ne de olsa.