Mobilemenu
Profile

Suya Dair: Aleyna Hadımoğlu

Türkiye’de dalga sörfü neredeyse hiç bilinmezken bu spora 10 yaşında başlayan Aleyna Hadımoğlu tam anlamıyla bir sörf tutkunu. Hayatını sörfe ve dalgalara göre şekillendiriyor ve aynı zamanda hukuk fakültesinde eğitimine devam ediyor. Son 5 senedir profesyonel bir sörfçü olan Hadımoğlu, bu dalda ülkemizi dünyada da temsil ediyor. Şimdi gelin ülkemizin nadir bulunan kadın dalga sörfçülerinden olan Aleyna Hadımoğlu’nun başarısının sırrı ve tutkularına doğru bir yolculuğa çıkalım.

Dalga sörfüne nasıl başladın?

Yaklaşık 10 sene önce Karadeniz sularında Babalı’da başladım. Bundan 10 sene önce babam Danube Surf House’ı açtı. Orayı açmasıyla birlikte ben de sörfle tanışmış oldum. İlk açıldığında küçük bir dükkan olan Danube Surf House’da, Babalı’daki yerli halka öğretiyordu bu sporu babam. Daha sonra sörf giderek yaygınlaştı, ben de çok meraklıydım. Sörfe başlamadan önce bu sporla ilgili çok fazla film izliyordum, sörfçü kızlara özeniyordum. Yaklaşık 5 senedir de bu sporu profesyonel olarak devam ettiriyorum, yarışlara katılıyorum. Hayatımı bunun üzerine odakladım.

Babanın bir sörf okulu açma fikri nasıl ortaya çıkmış? Malum ülkemizdeki babalarda sıkça rastladığımız bir meslek değil…

Babamın daha önce kendine ait bir şirketi vardı ama hep sporla uğraşıyordu, motosiklet sporcusuydu. Lise zamanlarında sörfü California’da yapmış. Dalga sörfünü, Türkiye’ye dönünce kuzeniyle birlikte Karadeniz’de deneyip bu sporun ülkemizde de yapılabileceğini keşfediyorlar. Daha sonra Türkiye’de yaygınlaşması için Danube Surf House’ı açıyorlar.

2017’deki Dünya Sörf Oyunları’nda kadınlar klasmanında mücadele eden ilk Türk kadın dalga sörfçüsü oldun, geçtiğimiz haftalarda yapılan Türkiye Dalga Sörfü Şampiyonası’nda kadınlar kategorisinin şampiyonu oldun. Bu başarılara nasıl ulaştın?

Sörf benim için spordan daha çok yaşam şekli haline geldi. Bu çok klasik bir şey ama gerçekten öyle oldu. Okulumu ona göre devam ettirdim. Mesela Üsküdar Amerikan Koleji’nde dalga sörfü bursumla okudum. Bu ülkemizde ilk kez olan bir şey. 5 sene önce profesyonel olarak dalga sörfü yapmaya başladığımda daha Türkiye Dalga Sörfü Federasyonu yoktu. Ailemin yatırımları ve sponsorlarımın desteğiyle Avrupa turlarına katıldım. Dünya klasmanında 30. oldum. Türkiye şampiyonalarında da birinci oldum. Tüm bunların sırrı sörfü yaşam biçimi haline getirmem.

Bir yandan Hukuk bölümünde okuyorsun. Sporla birlikte eğitim hayatını nasıl yürütüyorsun?

Okulla sörfü hep bir arada götürüyorum ama hiçbir zaman antrenmanlarımı eksik etmiyorum. Her hafta sonu sörfe gidiyorum. İnsanlar okulu veya kariyeri seçerek yaptıkları sporu bırakıyor veya sporcu olabilmek için daha hafif bir bölüm seçiyorlar. Ben Hukuk seçtim ve sörfe de devam ediyorum. İkisinin birlikte götürülebileceğini insanlara göstermek istedim.

Peki tipik bir haftan nasıl geçiyor?

Okulda benim tempom sabah 9’dan akşam 7’ye kadar. Hafta içi derslerimden sonra Babalı’ya sörfe gidemeyeceğim için her gün spor salonunda antrenman yapıyorum. Bunlar genelde sörfe yönelik çalışmalar oluyor. Mesela pilates topu üzerinde dengede durarak sörf hareketlerini yapıyorum. Kol gücümü ve dengemi geliştiriyorum. Hafta sonları da cuma günleri okuldan çıkarak Babalı’ya gidiyorum, dalga sörfü antrenmanımı yapıyorum ve pazar günü İstanbul’a dönüyorum.

Geçen haftalarda Dalga Sörfü Türkiye Şampiyonası’nda milli takım seçmeleri yapıldı. Sen de milli takımda yer alacaksın. Hangi yarışlara gideceksiniz?

Bu şampiyonanın düzenlenmesindeki amaç 2020’deki Olimpiyatlar için milli takım seçip, daha sonra bu takımı Dünya Şampiyonası’na gönderip, puan toplayarak Olimpiyatlara katılmaktı. Türkiye Şampiyonası aslında Japonya’daki Dünya Şampiyonası’na gidilebilmek için erken yapıldı ancak maalesef bütçeden dolayı gidemedik. Aslında konuyla ilgili olarak bize de haber verilmedi: Yarışa 2-3 gün kala Türkiye Dalga Sörfü Federasyonu’nu aradık ve gidilemeyeceğini o şekilde öğrendik. Çok fazla emek verip, çok fazla çalışmıştık. Takım olarak çok üzüldük ama yine de çok çalışmaya devam edeceğiz.

Dalga sörfünün disiplinleri neler? Sen hangisini yapıyorsun?

Uzun tahta (long board), kısa tahta (short board) ve SUP(stand-up paddleboarding) var. Uzun tahta daha çok dalga üzerinde dans etmek gibi. Uzun tahta için küçük dalgalar yeterliyken kısa tahta için biraz daha güçlü ve büyük dalgalara ihtiyacınız var. O biraz daha agresif bir disiplin. SUP’de de tahta üzerinde ayakta durup kürekle ilerliyorsunuz. Ben kısa tahta disiplininde yarışıyorum.

Yaz ve kış antrenmanların nasıl şekilleniyor, programın nasıl?

Yazın üç ay tatilim varsa, üç ay boyunca Babalı’da sörf okulundayım. Onda da günün 7 saatinde sudayım. Sabah akşam camdan bakıyoruz dalga varsa suda normal antrenmanımızı yapıyoruz yoksa SUP, yüzme veya koşu antrenmanları yapıyoruz. Kışın ise kar yağsa da fırtına olsa da sudayız. Ama kışın okuldan dolayı sadece hafta sonunda Babalı’ya gidiyorum.

Şimdiye kadar hiç ciddi bir sakatlık yaşadın mı?

“Duck dive” diye kısa tahtayla yapılan, dalganın altından geçme hareketi var. 3-4 sene önce onu yapmayı tam olarak bilmezken bir dalganın altından daldım fakat tahtayı tam tutamadım. Dalganın içindeyken tahtanın ucu gözüme gelmişti. Gözüm epey şişmişti…

Peki sörfün en sevdiğin yönü nedir? İnsanlara neden bu sporu denemelerini önerirsin?

Sörf zor bir spor gerçekten ama yapmaya başlayınca garip bir bağ oluşuyor aranızda. İlk başladığınızda yapamayacakmışsınız gibi geliyor. Suyun üstünde dengede durmaya çalışıyorsunuz sonuçta. Ama başladıktan sonra da bırakamıyorsunuz. Örneğin bizim Danube Sörf Okulu’na işten çıkıp gelen de oluyor, hafta sonu gelip sonra dönen de oluyor.

Sörfün pahalı bir spor olduğunu düşünüyor musun?

Sörf pahalı bir spor değil çünkü ihtiyacınız olan tek şey tahta, kış ayları için “wetsuit”, yaz aylarında da bikini veya şort.

Türkiye’de dalga sörfünün yapılabileceği çoğu kişi tarafından bilinmiyor. Bununla ilgili olarak neler söylersin?

Türkiye’deki dalgalar bu spor için kesinlikle elverişli. Bunun yanında hava kötü olduğunda suyun çok soğuk olduğundan da kaygılanılıyor. Bir de Karadeniz’de su çeker gibi bir algı da var. Aslında bunlar doğru değil. Haberlerde gördüğümüz boğulan insanların çoğu yüzme bilmiyor. Karadeniz’de dalga olunca bir akıntı oluyor, genelde bu akıntıya kapılıyorlar. Ama sörf tahtamız bizim için can simidi. Bir şey olduğunda ona tutunabiliyoruz. Sörf ile birlikte denizi de tanımaya başlıyorsunuz. Dalga nereye geliyor, ne kadar büyüklükte, akıntı nerede gibi…

Dalga sörfü ülkemizde Karadeniz’den başka nerelerde yapılıyor?

Akdeniz’de yapılıyor ama oranın sezonu kış aylarında oluyor. Karadeniz’de ise 12 ay boyunca yapılabiliyor.

Türkiye’de kadın kategorisinde rakibin var mı?

Türkiye Şampiyonası’nda rakibim vardı ama bu işe benden önce başlamış olan bir kadın sporcu yok. Ben milli sporcu gibi çalışıyorum, o disipline sahibim. İnsanlar daha çok hobi olarak yaptığı için o disipline sahip olan çok kadın sporcu yok ama umarım artacak. Başka bir amacım da Türk kadınlarının bu sporu yapmasını sağlamak.

Sörf sana hayata dair neler öğretti?

Okulla birlikte yürütebildiğim için disiplinli olmayı, çok çalışmayı ve asla yılmamayı öğretti. Futbol, basketbol gibi evimin yanında yapabileceğim bir spor da olmadığı için disiplinli olmam gerekti. Okulda çevremdekilere “Ben dalga sörfü yapıyorum” dediğimde “Türkiye’de dalga sörfü mü olur” diyorlardı. Şimdi biraz inanmaya başladılar… İnsanların söylediklerine kulak tıkayıp kendi doğrularımın peşinden gitmeyi de öğretti.

Bu sporda sana ilham veren birileri var mı?

Bir köpek balığı tarafından kolu koparılmasına rağmen hala sörf yapmaya devam eden Bethany Hamilton diyebilirim. Çoğumuz böyle bir dezavantaja sahip değilken bile bahane buluyoruz fakat o tek koluyla çok şey başarıyor. Onun dışında 11-12 dünya şampiyonluğu bulunan Kelly Slater var.

Daha önce yurtdışında nerelerde sörf yapma imkanın oldu, favori yerin hangisi?

Avrupa Turu’nda Fransa, İspanya, Portekiz, İtalya gibi birçok yeri gezme imkanım oldu. Ama favorim Bali diyebilirim.

“Hayalim şurada sörf yapmak” dediğin bir yer var mı?

Hawaii’ye hiç gitmedim, orada yapmak istiyorum.

Sörfte hiç unutamadığın bir an var mı?

İlk kez yurt dışında sörf yaptığım zaman çok heyecanlanmıştım. Onu unutamıyorum. Çok fazla “Sörfte şu an beni çok heyecanlandırmıştı, unutamıyorum” da diyemiyorum çünkü şimdi Babalı’ya gitsem o zaman bile kalbim o kadar atıyor ki. Her zaman aynı heyecan, her suya girdiğimde elim ayağım titriyor.

Aynı zamanda dalga sörfü dersi de veriyorsun. Bir insan sörf yapabilecek kıvama ne kadar süre sonra geliyor?

Bu kişiden kişiye değişiyor. Biraz kilometre meselesi, insan yaptıkça gelişiyor. “Bir kere ders aldım artık sörfçüyüm” diye bir durum söz konusu değil. Pekiştirmeniz gerek.

Geç başlamak bir dezavantaj mı? Yaşın bir önemi var mı?

Sörf için öyle bir şey yok. Bu sporu 4 yaşından 70-80 yaşına kadar yapan kişiler var. Kilo ve boy da etkilemiyor. Erken başlamak kendinizi geliştirmek için bir avantaj ama geç başlamak dezavantaj değil.

Senin antrenörün var mı?

Antrenörüm babam. Çalışmalarımızı birlikte yapıyoruz, 4-5 sene önce ilk Avrupa Turu’na katıldığımda da beni babam çalıştırmıştı. Ayrıca annem de sörf yapıyor.

Danube Surf House’ın bulunduğu yer şu an “Babalı Sörf Köyü” diye geçiyor. Bu nasıl oldu?

Sörf geliştikçe, daha çok kişi ilgi gösterdikçe ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin de desteğiyle Babalı bölgesi bir sörf köyü oldu. Portekiz’de de böyle bölgeler var ve onlar da sörf köyü olarak biliniyor.  Babalı’daki sörf köyü oluşumu da Türkiye için bir ilk oldu.

Sıradaki hedeflerin neler?

Olimpiyatlara gitmek istiyorum ama bunun için federasyonun desteği gerekiyor. Türkiye’de sörf kitlesi büyüyor ve ben inanıyorum ki bu sporu daha fazla insan yapacak. Türkiye; Fransa, Portekiz gibi bir yer olabilir. Mesela şu an 5-6 yaşında öğrencilerim var. Bu şekilde elimden geleni yapıp Türkiye’de sörfün gelişimine katkı sağlamak istiyorum.

Seni destekleyen markalar var mı?

Hardline Nutrition 5 senedir sponsorum. G-Shock bu sene sponsorum oldu. Decathlon da sörf okulumuza ve takımımıza destek veriyor.