Mobilemenu
Profile

Tahrip Edilme Tehlikesi Altındaki Tarihi Yerler

Turizmin ülkeler için iyi bir gelir kapısı olduğunu belirtmeye gerek yoktur herhalde. Her yıl milyonlarca insan, bulunduğu bölgeden çıkıp başka toprakları tatmaya gidiyor. Doğa harikalarını ilk elden tecrübe etmek, antik kentlerde geçmişin havası solumak gibi aktivitelerin tazeleyici etkisi, bu kısa süreli göçün dayanak noktasını teşkil ediyor uzmanlara göre. Bu kadar insan, haliyle, gittiği yerin ekonomisine de enfes bir katkı sunuyor. Hatta, kimi ülkeler finansal mekanizmalarını doğrudan, bu namı diğer, bacasız sanayi üzerine kurmuş durumda. Ancak turizm endüstrisinin ürkütücü bir sonucu da var maalesef: Zarar görmeye başlamış tarihi mekanlar ve doğal güzellikler.
İşte, turistler tarafından tahrip edilme riski altında bulunan cazibe merkezlerinden bazıları.

Lascaux – Fransa

Turizmin mahvettiği yerlerden bahsedilirken ilk akla gelen örnek Avrupa’nın göbeğinde, Fransa’da yer alıyor. Bilinen en eski mağara resimlerine ev sahipliği yapan Lascaux mağarası, keşfinden sadece 20 sene sonra, yani 1963’te ziyaretçilere kapatılmak zorunda kaldı. Nedeni ise tahmin edilebileceği gibi kontrol edilemeyen insan kalabalığı. 

Tulum – Meksika

Günümüze kadar kalabilmeyi başaran Maya kalıntılarına sahip son şehirlerden olan Tulum, Meksika’nın gözbebeklerinden biri. Adeta bir turist mıknatısı olan şehir, büyüsünü borçlu olduğu izole yapısını, son yirmi - otuz yıl içerisinde yavaş yavaş kaybetti. Turist akını, beraberinde otel ve dükkan gibi suni ihtiyaçları getirince, şehrin tarihle olan köklü bağları birer birer zedelenmeye başladı. Gidişata bir dur denilmezse, şehri kaçınılmaz bir son bekliyor gibi görünüyor.

Angkor Wat – Kamboçya

Unesco tarafından Dünya Mirası olarak tescillenmiş ihtişamlı tapınak şehir Angkor Wat, Kamboçya’nın simgelerinden birisi kabul ediliyor. Khmer mimarisinin şu zamana kadar en iyi korunmuş örneklerinden biri olan tapınağın başı ise son yıllarda grafitilerle biraz dertte. Şehri koruma ve kurtarma çalışmaları zaman zaman gündeme gelse de, henüz bir girişimde bulunulmuş değil.

Santorini – Yunanistan 

Her yıl bir yığın insana kucak açan Santorini adası, Türkiyeli turistlerin de en popüler tatil adreslerinden biri. Ada son yıllarda, yoğun ziyaretçi sayısı nedeniyle dara düşen altyapısına yatırım yapmak ya da doğal yapısını korumaya devam etmek ikilemiyle boğuşuyor. Bu mücadelenin kazananı şimdilik çevre olmuş gibi görünüyor. Çünkü günlük ziyaretçi sayısı çok kısa bir süre önce 8000 ile sınırlandırılmış.

İzlanda

Yeşilliğin ve refahın simge ülkelerinden İzlanda, düşük fiyatla hizmet sunan havayolu şirketlerinin bir bir radarına girmeye başladığından beri, altyapı sıkıntısının pençesine düşmüş durumda. Çok kötü bir hale gelmemiş olsa da, yıllar evvelki vaziyetiyle karşılaştırıldığında ülkedeki değişim gözle görülebilir seviyede. Bu da gelecek için bir alarm anlamına geliyor. 

Machu Picchu – Peru

20. yüzyılın başlarında yeniden keşfedilen Machu Picchu, istikrarlı bir şekilde çok fazla insan ağırlamayı sürdürüyor. Yerel yönetim, turist sayısının cazibesine kapıldığı için uzunca bir müddet, bölgenin zarar gördüğünü fark etmesine rağmen, müdahale etmemişti. Ancak 2017 yılından itibaren, ziyaret koşullarıyla alakalı olarak attığı güçlü adımlarla, bu baş döndüren tarihi alanı yarına bırakmak adına dünyaya umut aşıladı.