Mobilemenu
Profile

Trekking’cilerin Çevreden Sıkça Aldığı 7 Tepki

Buraların gelişmesini engelliyorlar

Doğa yürüyüşü yapan insanlar haliyle doğayı seven ve çevreyi koruyan bir kafa yapısına sahiptir. Özellikle şehirlerden kopup gelen trekking’ciler yürüyerek keşfettikleri doğal güzelliklerin aynı şekilde kalmasını isterler. Bu yüzden de yöre halkının fikirleriyle kimi zaman zıt düşebilirler. Bir baraj, termik santral ya da çimento fabrikası gibi yerel halka iş sağlayacak ama doğayı da yok edecek faaliyetleri engellemek için kampanyalar da açabilirler. Bu yüzden, böyle bir potansiyeli olan yerlerde kimi zaman hoş karşılanmazlar ve bu gayet net bir dille kendilerine belirtilir!

Baldırı çıplak dolaşıyorlar

Nasıl sporun kadın erkeği olmayacağı gibi sportif giyinmenin de kadını erkeği yoktur. İlkbahar ya da yaz aylarında doğa yürüyüşü yapacaksanız güneşten de biraz faydalanmak, rahat edebilmek, esintiyi yakalayabilmek adına şort giymeyi tercih edebilirsiniz. Size en fazla “Buralarda kene olabilir. Şort yerine uzun bir şeyler giyin” diye bir eleştiri getirilebilir. Ama işte öyle olmuyor. Yine kadın ve erkek ayırt etmeden, köyün gençleri tarafından şortun boyu, kendisi gündeme getirilip “Baldırı çıplak gezmeyin buralarda” şeklinde uyarılar yapılabiliyor.

Hazine mi arıyorlar?

Yüzlerce kilometre uzaktan gelip sadece yürüyüş yapan yabancıların varlığı kimi zaman yörede şüphe uyandırır. Öyle ya da niye kendi şehirlerinde yürümüyorlar? “Kesin hazine haritaları var, gömü arıyorlar” ya da “Bunlar tarihi eser kaçakçısı olabilir. Jandarmaya haber salalım” şeklinde fısıldanmalar kısa sürede yol kesip hesap sormaya dönebiliyor.

Burada görülecek ne var?

İnsanların çoğu yaşadıkları yerin doğal güzelliklerinin farkında değil. Onlar için ağaç, çiçek, toprak, tepe, bayır, nehir sadece yaşadıkları yerdir. Bunlardan uzak yaşayanlarsa üşenmezler hafta sonu tatillerinde normalden de erken kalkıp doğanın güzellikleri görmeye, onların arasında yürümeye gelirler. İşte orada yaşayanların bazıları buna akıl sır erdiremez. “Bizim tarlayı mı göreceksiniz?”, “Orası bildiğin bayır işte, neyine bakacaksınız?”, “Burada bir şey yok, siz Bodrum’a Çeşme’ye gidin!” şeklindeki düşünceler de hemen dillere dökülüverir.

Her şeyi sırtlarında taşıyıp hiçbir şey satın almıyorlar?

Aslında doğa yürüyüşü ve kampçıları gittikleri yörelerden peynir, zeytin, salça, tarhana gibi ürünlerden almaya bayılır. Tabii dönüş yolunda! Dağda bayırda beş litrelik zeytinyağı tenekesiyle yürüyüş yapmak istemezsiniz! Alışveriş sona kalınca yol üstünde uğranılan yerlerden bir şeyler satın almak pek mümkün olmaz. Bu da “Bunlar da hiçbir şey almıyor birader!” şeklinde yakınmalara sebep olabilir.

Madem öyle, al sana bir dal!

Bazı trekking’ciler de bir gariptir; doğaya çıktılar mı hemen Heidi’ye dönüşüverirler! Elleri rahat dursa kolları durmaz, bahçelerden sarkan meyveleri görünce hemen “Alırım bir dal!” diyerek ağaçlara saldırırlar. Bunu yaparken “göz hakkı”nı kullandıklarını düşünürler ama o ürün ticari olarak üretiliyorsa, üstelik o yoldan onlarca başka trekking’ci de geçiyorsa o zaman bahçe sahibinin sopasını da kafalarına yiyiverirler!

Arazimden çıkın!

Daha çok Amerika ve Avrupa’da yaşansa da bazen Anadolu’da da arazi sahiplerinin yürüyüşçülere ve kampçılara ters gittiğini görmek mümkün. Kimi zaman sadece tarlaların arasındaki yoldan gittikleri, kimi zaman da çadır kurdukları için trekking’cilerin başına, özellikle de tam kampın en tatlı zamanlarında, akşamüstü saatlerinde dikilirler ve kibarca oradan defolmalarını söylerler! Yapacak bir şey yok; hemen çadır sökülür, ateş söndürülür, keyifler buzdolabına kaldırılır ve yeni bir yere doğru yollanılır.