Mobilemenu
Profile

Tüplü Dalış Yapacakların Gereksiz Korkuları

Deniz canlılarına yem olmak

Evet köpekbalıklarının ara ara insanlara saldırdığı haberlerini herkes alıyor ama merak etmeyin, o arkadaşların menüsünde aslında yerimiz yok. Daha çok yüzücülerin ve sörfçülerin su üzerindeki hareketleri nedeniyle onları en sevdiği yiyecekler fok ve deniz aslanları zannettikleri oluyor. Oldu da bir tanesiyle karşılaştıysanız da sakin olun, ani hareketlerde bulunmayın. Dalış sırasında elinizi göremediğiniz deliklere, kaya altlarına da sokmayın. Müren, yılanbalığı gibi “dişli” arkadaşlar çıkabilir!

Nefes alamamak

Dalış regülatörüne ne kadar güvenebilirim? Ya tüpüm delinirse? Havam biterse ne olacak? Merak etmeyin her şey ters gitse bile yaklaşık 20 metre derinlikten yüzeye çıkacak kadar hava ciğerlerinizde mevcut. Yavaş yavaş hava vererek yükselirseniz ciğerlerinizdeki hava genişler ve solunabilir olur. Bunun dışında dalış regülatörlerinin basit ve dayanıklı olduğunu, ahtapot adı verilen ikinci bir sistem bulunduğunu, isterseniz başka yedek sistemler kullanabileceğinizi de unutmayın. Son olarak mevcut havanız bir anda bitmez. Basınç geyçlerinizden hava miktarını kontrol edebilir, bunu da görmeseniz de tüpteki hava azaldıkça solunumu daha zor olur. Artık oradan durumu anlayın! Ancak tabii ki bunlar güvenlik kurallarına uyduğunuz takdirde ilk dalışta başınıza hiç gelemeyecek kadar olağanüstü durumlardır…

Vurgun yemek

Çok derinlerden hızlıca yukarı çıkıldığında vücut içinde çözülen nitrojen kabarcıkları oluşur ve dekompresyon hastalığına yakalanırsınız. Buna halk arasında “vurgun yemek” deniyor. 18 metreden daha derine inmezseniz vurgun yemezseniz. Daha derine inecekseniz bir zahmet dalış bilgisayarınızın size verdiği dalış profiline uyun. Ayrıca çıkışta beş metre derinlikte 3 dakika bekleyin de şu nitrojen baloncukları bedeninizi terk etsin.

Görememek

Deniz tabanına yakın yerdeyseniz, bir mağara veya batık içindeyseniz palet vuruşlarınızla bir anda ortalık toz duman olur ve göremezsiniz. Böyle bir durumda sakin olup yavaşça yükselmelisiniz. Daha sıkıntılı bir durum maskenizin içine su dolmasıdır ki bunun da eğitimini zaten almış halde olacaksınız. Rahat olun, maskenizi size öğrettikleri gibi boşalın ve tekrar takın. Ah, maskeyi mi kaybettiniz? Nasıl olsa nefes alabiliyorsunuz, o zaman bir sıkıntı yok demektir. Yine yüzeye doğru yollanın. Su altında görüş mesafesinin az olduğunu biliyor ve durumu dert ediyorsanız o gün dalmayıverin olsun bitsin.

Kaybolmak

Dalış sırasında yönünüzü kaybettiğinizi mi düşünüyorsunuz? Çözüm kolay; yukarı çıkın! Hangi yöne giderseniz gidin yüzey her zaman aynı yerdedir. Bu şekilde vakit kaybetmek istemiyorsanız pratik önlemler alabilirsiniz. Dalışın ilk dakikalarını sualtındaki işaretleri öğrenmeye ayırın. Teknenin zincirine, dalış halatına, tabandaki belirgin kaya veya bitkilere dikkat edin. Zemindeki eğim, güneş ışınlarının geliş açısı, bitkilerin hareketleri yön bulmanızı kolaylaştırır. Sualtında pusula kullanabilirsiniz, bir tane mutlaka edinin. Ayrıca ultrasonik işaret fenerleri de var, onlardan da bulundurun. Tecrübeli dalıcılar dalışın ilk bölümünü akıntıya karşı yaparlar; sonrasında yorgunken akıntıyla tekneye ulaşmak çok daha pratiktir. Akıllıca değil mi?

Sıkışmak

Su altında bir kayaya sıkışmak, yosunlara dolanmak, balık ağlarına yakalanmak ya da bir mağaranın çökmesiyle mahsur kalmak gibi gerçek tehlikeler var. Emin olun bunlar bir anda son sürat karşınıza çıkan hafriyat kamyonu kadar ani gelişen tehlikeler değil. Önlemleri ve çözümleri gayet basit. Yanınızda kesici birkaç alet taşıyın, doladığınız yosun veya balık ağlarını kesin. Yanınızda özel aletler yoksa batık veya mağaralara da girmezsiniz olur biter. Tek başınıza dalmayın, mutlaka “buddy”nizle ortak hareket edin. Olur da sıkışırsanız sizi o çekip çıkarır.

Paniğe kapılmak

Gerçek bir scuba eğitimi aldıysanız ne yaptığınızı biliyor olduğunuzu unutmamalısınız. Su altında birçok olumsuzlukla karşılaşabilirsiniz: görüş mesafesinin kaybolması, yön kaybetmek bunlardan birkaçı. Tüm bunlarla nasıl başa çıkacağınızı zaten biliyorsunuz bu yüzden rasyonel olmayan korkulara kapılmamak elinizde. Bir endişe yaşayacak gibi olursanız hemen bilgilerinizi devreye sokun. Tecrübesiz bir dalıcıysanız mutlaka kendinizden daha tecrübeli bir dalıcıyla ortak hareket edin. Böylece hem korunduğunuzu bilirsiniz hem de neler yapmanız gerektiğini tecrübeyle öğrenirsiniz. Bir yerden sonra sizden daha deneyimsiz bir dalıcıyla ortak hareket ettiğinizi göreceksiniz!

Tuvalet derdi

Vücut üşümeye karşı idrar üretmeye bayılır. Bu yüzden su altına girmeden buna göre giyinin. Örneğin başlıklı bir fanila ihtiyaç molası vermenizi engelleyebilir. Dalış günü her zamankinden erken kalkıp “motorların” çalışmasına fırsat tanıyın! Dalış öncesinde idrar söktürücü özellikleri bulunan çay, kola, kahve gibi içeceklerden uzak durun. Dalmadan önce su içmeyi bırakıp susuzluğu da tercih edebilirsiniz ama bunun yorgunluk, dikkatsizlik, vurgun yemek gibi olası sonuçları bulunduğunu unutmayın.

Tekneler

Nasıl dağcılıkta en tehlikeli anlar zirveden dönüş zamanıdır, dalışta da yüzeye çıkış vakti çeşitli tehlikeler barındırır. Bir an önce tekneye geri dönmek için acele etmeyin. Beş metredeki emniyet beklemenizde motor ve pervane seslerini dinleyin. Belki su altında gelen sesin yönünü doğru tespit edemeyebilirsiniz ama emin olun çok uzaklardaki teknelerin sesini duyabilirsiniz. Yüzeye çıktığınızda üzerinize doğru gelen bir tekne görürseniz ona kendinizi göstermeye çalışmak yerine gerisin geriye dalmak daha güvenlidir.