Mobilemenu
Profile

Türkiye’nin En Önemli 5 Antik Kenti

Ülkemizin arkeolojik açıdan ne kadar zengin olduğu malum. Birçok medeniyete ev sahipliği yapan topraklarımızda birçok antik halkın da silinmez izleri var. Kurdukları kentlerin birçoğu günümüze kadar ulaşamasa da aralarından bazıları hala o ihtişamlı günlerini hatırlatmaya devam ediyor. Aralarından seçim yapmak zor ama biz yine de “ziyaret etmezseniz olmaz” dediğimiz 5 antik kenti sıralayalım dedik.

Pergamon, İzmir

İzmir’e bağlı Bergama ilçesinde bulunan Pergamon antik kenti ülkemizin en önemli arkeolojik merkezlerinden biri.

Pergamon’un tarihi milattan önce yedinci yüzyıla kadar uzanıyor. Kent MÖ 281-133 tarihleri arasında yaklaşık 150 yıl boyunca Pergamon Krallığı'nın başkentliğini yaptı.

Hellenistik dönemin en önemli şehri olarak kabul edilen Pergamon’da Zeus Sunağı, Dionysos Tapınağı, Athena Tapınağı, Demeter Tapınağı gibi dini yapıların yanı sıra, yüzbinlerce kitaptan oluşan bir kütüphane, amfitiyatro, tiyatro, saraylar, sarnıçlar ve çeşmeler bulunmaktaydı. Antik kentte ayrıca birçok Roma eseri de bulunmuştu.

Pergamon’u keşfenen ilk insan ise 1870’lerde Batı Anadolu’da mühendislik yapan Carl Humann olmuştu.

Efes, İzmir

Antik kent deyince ülkemizde akla gelen ilk yer şüphesiz Efes antik kenti. İzmir’in Selçuk ilçesinde bulunan Efes’in tarihi 9000 yıl öncesine kadar uzanıyor.

Binlerce yıl boyunca kesintisiz yerleşim gören ve tarihinin tüm aşamalarında çok önemli bir liman kenti ve kültürel merkez işlevi gören Efes’in tarihi genel olarak üçe ayrılıyor: Neolitik, Helenistik ve Roma.

Efes’ten günümüze uzanan eserler ise genellikle Helenistik ve Roma dönemine ait. M. Ö. 8. yüzyıla tarihlenen ve Antik dönemin yedi harikasından biri olarak ünlenen kült merkezi Artemision ya da Hz. Meryem’in İsa’nın annesi olarak kabul ve ilan edildiği Ekümenik Konsülün gerçekleştiği yer olan Meryem Kilisesi, Efes’in en çok öne çıkan iki mimari yapısı.

Efes özellikle dini mimari yapıları ile büyük bir zenginlik gösterirken hem tek tanrılı dinlerden önceki dönemden hem de tek tanrılı dinlerden birçok yapıyı içinde barındırarak eşsiz bir tarihe ev sahipliği yapıyor.

Hattuşa, Çorum

Unesco Dünya Mirası listesinde yer alan Hattuşa da ülkemizin en önemli antik kentlerinden biri. İlk yerleşimciler olan Hattiler tarafından kurulan ve “Hattuş” olarak bilinen şehir daha sonra Hititler’in kontrolü altına girmiş ve uzun süre bu devlete başkentlik yapmıştır.

M.Ö. 1700’lerden itibaren tarihte önemli rol oynayan kentte Hititler dışında Roma, Bizans, Asur ve Galat uygarlıklarının da izleri görülür. Birçok kabartma eser, kale, tapınak ve çivi yazısına rastlanan kentte bulunan en önemli eser ise tarihi Kadeş anlaşmasıdır. Hitit ile Mısır arasında yapılan bu tarihteki ilk anlaşma İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor.

Sagalassos, Burdur

Adı listemizdeki diğer kentler kadar çok anılmasa da Sagalassos ülkemizdeki en önemli antik kentlerden biri.

İlk yerleşim tarihi yaklaşık 12.000 yıllık bir geçmişe uzanan bu kent oldukça iyi korunmuş durumda. Orijinal kent yapı taşlarının tamamına ulaşılabilen kent, antik dönemlerde seramik üretimi merkezi olarak da kullanılmıştı.

Antik Yunan'da Pisidya'nın başkenti olan Sagalassos kısmen ayakta kalmış olmsına rağmen antik dönemdeki epikliğinden izler barındırmayı sürdürüyor. Özellikle tiyatrosu oldukça iyi korunmuş durumda. 9000 kişilik bu tyatro anadolunun da en büyük tiyatro yapılarından biriydi.

Çeşmeleriyle de ünlü olan kentte ayrıca Ares, Herkül, Hermes, Zeus, Athena ve Poseidon büstleri de bulunuyor.

Milet, Aydın

Aydın’da bulunan Milet antik kenti, Söke’den yaklaşık 25 kilometre uzakta Akköy sınırları içinde bulunuyor.

Cilalı Taş Devri’nden itibaren yerleşim görmeye başlayan Milet tarihi boyunca bir liman kenti olarak işlev gördü. Karyalılar ve Lelegler burada iz bırakan ilk halklar olarak biliniyor. Ama burayı asıl üne kavuşturan elbette Homeros’tu. Truva Savaşı sırasında Milet’in bir Karya şehri olduğunu ve bu savaşta etkin bir lokasyon olduğunu belirtiyordu Homeros.

Kentin en önemli mimari yapısı ise 15.000 kişilik Roma dönemi tiyatrosu. Bunun dışında Delphinion, Kuzey Agora, Ionik Stoa ve Capito hamamları da Milet ile özdeşleşen mimari yapılardan birkaçı.

İstanbul Arkeoloji Müzesi ve Milet’ten çıkarılan bazı eserler olsa da asıl eserler maalesef yurt dışına götürülmüş ve bugün Louvre Müzesi’nde sergilenmektedir.