Mobilemenu
Profile

Ülkemizin Dünya Mirası Listesinde Yer Alan 5 Yeri

Ayasofya ya da Efes’in UNESCO Dünya Miras listesinde yer aldığını hepimiz biliriz. Ama bunların dışında belki birçoğumuzun bu listede olduğundan haberi bile olmadığı ve “saklı” diyebileceğimiz kültürel ve mimari başyapıtlarımız da var. İşte onlardan beşi.

Safranbolu

Ankara'nın 231 kilometre kuzeyinde yer alan Safranbolu 13. yüzyılda doğu-batı ticaret yolunda önemli bir durak haline geldiği için epey zengin bir kentti. Bugün Karabük’e bağlı bir ilçe olan Safranbolu günümüze kadar korunan birçok esere ev sahipliği yapıyor, bunlar içinde en önemlileri ise elbette evleri.

Safranbolu evleri 18. ve 19. yüzyıl Osmanlı toplumunun geçmişini, kültürünü, ekonomisini, teknolojisini ve yaşama biçimini yansıtan en önemli kültürel eserlerden. Kentte bulunan yaklaşık 2.000 geleneksel yapıdan 1.008 adeti tescil edilmiş ve yasal koruma altına alınmış durumda.

Yaklaşık 3000 yıllık tarihi geçmişinde pek çok uygarlığın beşiği olan kentte evler dışında birçok eser daha mevcut. Bilhassa Osmanlı döneminden kalma han, hamam, cami, çeşme, köprü ve konaklar yerli ve yabancı birçok turistin ilgisini çekmeye devam ediyor.

UNESCO'nun 17 Aralık 1994'te Dünya Miras Listesi'ne aldığı Safranbolu, Türkiye'de bulunan yaklaşık 50.000 korunması gerekli kültür ve tabiat varlığının 1.125'ini içinde bulunduruyor. Bu yüzden de “müze kent” lakabına da sahip durumda.

Hattuşa

Hattuşa (Çorum, Boğazköy), Hitit İmparatorluğunun başkenti olarak Anadolu’da yüzyıllar boyu çok önemli bir siyasi ve ticari merkez olmuştur. Büyük imparatorluğa tarihi boyunca başkentlik yapan kent çağının en büyük ve korumalı kalelerine de sahipti.

Önceleri ilk sahipleri olan Hattiler tarafından “Hattuş” olarak adlandırılan şehir, Hitit egemenliğine geçtikten sonra “Hattuşa” adını aldı. M.Ö. 1700’lerde Kuşşara şehrinin kralı Anitta tarafından alınan Hattuşa, yine Anitta tarafından yıkıldı.

Kentin UNESCO Dünya Mirası listesine girmesini sağlayan kültürel varlıkları ise Büyük Kral IV. Tudhaliya dönemine ait. Bu benzersiz eserler arasında tapınaklar, kraliyet konutları ve surlar var. Hem arkeologları hem de turistleri her seferinde hayrete düşüren ve nedense ülkemizden çok yabancı arkeolog ve turistlerin ziyaretleriyle adını duyuran Hattuşa 1986 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alındı ve o günden beri de ülkemizin en değerli arkeolojik kentlerinden biri olmayı sürdürüyor.

Divriği Ulu Camii

Ülkemizden Dünya Miras Listesi’ne alınan ilk üç alandan biri olan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası 1228-1229 yıllarında yaptırılmış.

İki kubbeli türbeye sahip bir cami ve ona bitişik bir şifahaneden mürekkep olan camii barok bir mimariye sahip. Mimari özelliklerinin yanı sıra, sergilediği zengin Anadolu geleneksel taş işçiliği örnekleriyle 1985 yılından itibaren UNESCO Dünya Miras Listesi'nde kendine yer bulmuş.

Sivas'ın Divriği ilçesindeki tarihi camii Mengücekli beyi Ahmed Şah tarafından; Dârüşşifa ise aynı tarihte, Turan Melek tarafından Ahlatlı Muğis oğlu Hürrem Şah adlı bir mimara yaptırılmış.

Plan tipi ve süsleme olarak benzersiz bir eser olan Divriği Camii İki başlı kartal motifi de dahil son derece sıra dışı süslemelere sahip. Alaaddin Keykubad’ın arması olan çift başlı kartal ile Ahmet Şah’ın arması olan doğan motifi en dikkat çeken süslemeleridir. Eğer hala görmediyseniz yolunuzu bir gün mutlaka Sivas’a düşürün deriz.

Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri

Bölgede hüküm süren medeniyetlerin, kültürlerin ve dönemin ihtiyaçları doğrultusunda şekillenerek özgünlüğünü ve 7 bin yıllık tarihsel varlığını sürdüren Diyarbakır Kalesi, Surları ve Burçları ülkemizin en özgün kültür varlıkları olarak binlerce yıllık varlığını sürdürüyor. Eh biraz da gizli kalmışlığıyla elbette bu listeye girmeyi hak ediyor.

Bugün bir evrensel miras kabul edilen kale ve bahçeler iki yıl önce Unesco Dünya Mirası listesine de kabul edildi. 30’dan fazla uygarlığın izlerini taşıyan bir bölgede 8 bin yıl gibi çok uzun süredir bahçe olarak var olmasıyla dünyada eşi benzeri olmayan Hevsel Bahçeleri dünyada botanikçilerin de sıklıkla ziyaret ettiği yerlerden biri. Tarımsal değerinin dışında, kültürel ve tarihi olarak da özgün bir yere sahip olan bahçeler Diyarbakır Kalesi ile birlikte kentin en önemli kültürel ve tarihi varlıkları olarak dikkat çekiyor.

Xanthos-Letoon

Antik dünyanın iki harikası ile listemizi bitirelim. Fethiye’ye 46 km uzaklıktaki Xanthos ve Xanthos’a 4 km uzaklıkta bulunan Letoon ülkemizin en değerli kültürel varlıklarından ikisi.

Xanthos, M.Ö. II. yy.da Likya Birliğinin başkentiydi ve döneminin en büyük ve önemli idari ve ticari merkezlerinden biriydi. Roma, Bizans ve Arap hükümranlığında geçen yüz yılların ardından onlarca farklı kültüre ev sahipliği yapmanın da avantajıyla oldukça gelişen ve mimari bir kolaja dönüşen kent 1988 yılında miras listesine girmişti.

Letoon ise Xanthos’un aksine bir dini merkezdi ve tapınakların yanında birçok çeşme ve tiyatroya da ev sahipliği yapıyordu. Xanthos’un kardeş kenti diyebileceğimiz Letoon da 1988 yılında Xanthos ile beraber miras listesine girdi. Yerli ve yabancı turistlerin özellikle son yıllarda daha da çok ziyaret ettiği bu iki bölge mutlaka “görülecekler” listenizde olmalı.