Mobilemenu
Profile

Yokuş Çıkarken Sinir Bozan Küçük Detaylar

Bu tümseği buraya kim koydu?

İki kilometre boyunca yüzde 12 ortalama eğimli yokuş tırmanmayı göze alıp pedala basmayı bilsen de kabul et, yolda yükseklik farkı yaratan birkaç metrelik yamalar ve hız kesme tümseklerine denk gelmekten nefret ediyorsun, değil mi? Topu topu iki santimetre yahu! Ama işte o iki santimetre, burnundan ter tamlayan bisikletçinin canını alacağı 200 metre irtifadan daha fazla yakıyor. Garip, ama gerçek!

Bitmeyen virajlar

Arkadaşlarına, Kartepe’nin 17 kilometrelik tırmanışının üstesinden geldiğini övünerek anlatıyorsundur mutlaka; peki, o sürüşün sırasında eğimin bir anda iki katına çıktığı virajı uzaktan görünce ettiğin küfürleri, içine düştüğün aciz durumu, pedal çevirememe halini de anlatıyor musun?

Kör olasıca tabela!

Belki yokuşu biliyorsun, belki ilk defa karşısına çıkıyorsun. Tam da başlangıç noktasında senin ve bisikletçiler için olmasa da, araç kullananlara yönelik konulsa da, o moral bozucu yüzde 10-15 eğimli tırmanış gösteren tabelaya denk gelmek… Gerçekten moral bozucu! Ama bir de iyi tarafından bakın, ortalama yüzde 10 diyor; yani bazı yerlerde eğim yüzde 5’lere bile düşebilir. Tamam tamam…

Vatandaşla yakın temas

Bisiklet sporuna ilgi duysun duymasın, sıradan vatandaşlar her gün oflaya puflaya tırmandıkları yokuşta bir bisikletçiyi görünce büyük çoğunlukla bir tepki verir. Genelde olumlu olan, kimi zaman alkışlamaya ya da tezahürata kadar uzanan bu reaksiyonun bir de sevimsiz tarafı vardır. Arabayla çok yakınından geçip durmak zorunda bırakanlar, kesinlikle çıkamayacağına dair yorumda bulunanlar, “Biz ekmek derdindeyiz, bu ne yapıyor böyle!” diye sataşanlar, saatte 10 kilometre hızla tırmanırken hiç çekilmiyor!

Pusucu köpekler!

Sokak köpeklerinin nedense bisikletçilerden pek hazzetmediği malum. Düz yolda ya da inişte denk geldiğinde onlara yakalanmamak kolay da, yokuş çıkarken, eğimin en dik olduğu anda fırlayıp gelenler… İşte onlar gerçekten plan yapan, insanı bisikletinden düşürmeden rahat edemeyen kötü çocuklar!

Her çıkışın bir de inişi vardır

Yokuş tırmanmayı sevmemek gayet anlaşılır bir şey; ama tırmanmayı sevenlerin de sevmediği ayrıntılardan biri her tırmanışın bir de inişinin olması. Neticede tırmanış sırasında kaza yapılsa bile hasar riski düşüktür. Yavaş hız nedeniyle kontrol kaybı yaşanmaz; fakat inişteki yüksek hızda yapılan kazanın riski çok daha yüksektir. İnanmayan kariyeri bir inişte biten(!) Beloki’ye sorsun!

Minibüs, otobüs ya da çöp kamyonu arkasında kalmak

Şehir içinde, trafiği de olan bir yokuşu tırmanıyorsanız ve yanlış bir saatte oralardaysanız, aslında sızlanmamalısınız. Egzozundan simsiyah dumanlar çıkaran bir belediye otobüsü, sürekli dur kalk yapıp sizin bir önünüze geçip bir arkanızda kalan minibüs, harika kokularını burnunuza dayayarak aheste bir şekilde ilerleyen çöp kamyonu gibi şehir araçlarının arkasında kalırsan ne demek istediğimizi gayet iyi anlarsın!

Öldür ama durdurma!

Yokuş tırmanışı sırasında durmak bir bisikletçi için en sevimsiz durumdur. Kimi zaman yanan bir kırmızı ışık, yol vermeden dönüş yapan araçlar veya yol çalışmaları nedeniyle durmak kaçınılmaz olabiliyor. Yakalanan temponun heba olması, tekrar hareketlenme sırasındaki çile, kaybolan saniyeler ya da dakikalar, çevredekilerin garipseyen bakışları… Hepsi yokuş keyfini yok ediyor.

Geçmeyen vites

Sıklıkla ziyaret ettiğiniz bir yokuşsa hangi vites kombinasyonuyla hareket edeceğinizi bilirsiniz. Fakat bazı günler bacaklarınız size ihanet edebilir ya da tam tersine coşup çağlayarak çok daha güçlü bir şekilde tırmanabilirsiniz. Bazen de bir yokuşa ilk girişinizdir ve ilerledikçe vites değiştirmek için hamle yaparsınız, ama sonuç sıfırdır! Yokuşun dikleştiği yerlerde o vitesler bir türlü geçmek bilmez, ataklar çöpe gider, daha şanssızsanız zincir de atar…