Mobilemenu
Profile

Bisikletçilerin Yokuş Çıkmayı Sevmelerinin 5 Sebebi

Tırmanabiliyor Olmak

Adına ister yokuş, ister rampa, ister bayır deyin; bisikletle tırmanmak zor ve can sıkıcı bir şeydir. Bacaklar zonklar, ciğerler yanar, vücudun her yerinden ter fışkırır. Pedalları dönmek bilmez. Ayakta sürüş daha kolay tırmanış sağlar ama yorucudur; oturduğunuz an buna pişman olursunuz. Sağdan soldan atılan destekleyici laflara cevap bile veremeyecek bir halde ancak gülümsersiniz; tabii buna gülümseme denebilirse! Peki, o zaman neden yokuş tırmanıyorsunuz? Çünkü bunu yapabiliyorsunuz! Sağlıklı herkes 100 metre koşabilir; ama maraton bitirmek özel insanların işi ya da çok çalışmanın sonucudur. İşte zorlu yokuşları, kan ter içinde ve hayattan nefret eder halde tırmanmanın ardında da bu “özel biri” olabilme durumu yatıyor. Tek “özel biri” sen değilsin Jose!

Gerçek Dünyadan Kopuş

Yokuş çıkarken tek bir şeye odaklanırsınız: önünüzdeki uzaklığa! Adım adım tırmanılan yol, hele bir de dikleştikçe, gözünüzü arada sırada uzağa dikseniz de tek yaptığınız pedal çevirmek, birkaç santim de olsa yükselebilmek, “şu kör olası yokuş nerede bitiyor” diye söylenmektir. Yokuşu bitirdiğinizde gelen rahatlama ve keyif sayesinde arkanızda bıraktığınız metrelerde dünyevi bütün dertlerden kurtulduğunuzu, hatta kaza yapma endişesi bile taşımadan zirveye ulaştığınızı görür; yine mutlu olursunuz.

Manzara Keyfi

Tabii ki Çamlıca Tepesi’nden Boğaziçi manzarası seyretmenin tek yolu bisikletle tepeye tırmanmak değil. Ama hem spor hem de keyif peşindeyseniz bisikletle yokuş çıkmak en iyi yöntemdir. Bir koşucu için manzara çok ama çok değişmez. Hele yüzücüleri bu başlığa hiç sokmayalım! Sağlam bir “grand fondo” yapan düz yol bisikletçisi için coğrafya haliyle değişir, ama emin olun yükseklerden aşağıyı izlemek gibisi yoktur.

Biyolojik Gel-Git

Spor yaparken vücudunuzdan gelen sinyallere kulak kabartmayı öğrendiyseniz, bisikletle yokuş çıkmak harika bir deneyime dönüşür. Örneğin; rotanızdaki ilk yokuşta emin olun şöyle düşüneceksiniz: “Bugünlük bu kadar yeter, tırmanışı bitireyim sonra eve döneyim.” Zar zor çıktığınız zirveden bir nefeste indiğinizde hem keyiflenecek hem de bacaklarınızın ve ciğerlerinizin rahatladığını hissedeceksiniz. Kalbiniz de bir şeyler çevirdiğinizi anlayıp kendini bu yeni duruma çoktan adapte etmiştir bile. Bu rahatlık hissi sizi mutlaka sıradaki yokuşun eteklerine götürecek - isterseniz iddiaya girelim! Son sürat tırmanmaya başlayacak ve kendinizi çok güçlü hissederek zirveye varacaksınız. Yoruldunuz; ama inişte yine dinlendiniz. O zaman gelsin yeni yokuş… Zevkli, değil mi?

Yarışma Dürtüsü

İtiraf zamanı! Yokuş tırmanabilen bisikletçilerin hemen hepsi, aynı yokuşta önlerinde birisi pedallarıyla debelenirken onun yanından kendini kasmadan geçmekten büyük haz duyar. İstediğiniz kadar sportmen, centilmen, hümanist veya benzeri bir karakterde olun; o vatandaşı saniyeler içinde arkanızda bırakmaktan alacağınız hoşnutluk hissinin yerini başka hiçbir şey tutamaz. “Ben bu yokuşlarda az mı ağladım!” diye içinizden geçirerek ve gizli bir gülümsemeyle tırmanmaya devam edeceksiniz. Ta ki bir sonraki “av”a kadar!