Mobilemenu
Profile

Yol Bisikletinin Unutulmaz İkili Rekabetleri

Fausto Coppi vs. Gino Bartali

Bu iki İtalyanın kapışması bisiklet dünyasının en büyük rekabeti kabul edilir. İkinci Dünya Savaşı sırasında ikilinin Giro’daki yarışması o kadar ateşliydi ki ülke resmen Bartaliani ve Coppiani diye ikiye bölündü! Bartali; güneyli, dindar, gelenekçi, kırsal kesim temsilcisiydi. Coppi ise tam tersi: Kuzeyli, laik, modern, şehirli. Bir ara aynı takımda yarıştılar ama tabii ki kendi stillerince! Coppi, Giro’da lideri Bartali’yi geride bıraktı. Yarış sırasında yollarda düpedüz kavga ettikleri biliniyor! Bartali arkasında üç Giro, iki Tur bırakıp hayatını kaybetmeden önce 85 yaşında Avrupa Komisyonu tarafından “En Asil Sporculuğun Sembolü” olarak seçilmişti. Coppi ise Giro’da beş, Tur’da iki kez zirveyi buldu.

Jacques Anquetil vs. Raymond Poulidor

Coppi ve Bartali rekabeti İtalya’da nasıl yaşandıysa, Anquetil ile Poulidor arasındaki kapışma da Fransa’da aynı etkiye sahipti. Anquetil şık, mesafeli, kontrol delisi, Kuzey Fransa’dan gelmiş bir “winner”dı. Poulidor ise açık sözlü, terbiyeli, ülkenin ortasında yetişmiş ve bisikletin “Ebedi ikincisi”ydi. Rekabet vardı ama kazanan tek kişiydi: Anquetil. O, Fransa Turu’nu tam beş kez kazanırken ezeli rakibi yedi kez podyum görmüş ama sarı mayoyu bir gün bile taşıyamamıştı. İkili arasındaki en büyük kıvılcım 1964’teki Tur’da Puy de Dome’u omuz omuza yaptıkları tırmanışla çıkmıştı. O gün belki Poulidor kazandı ama Tur beşinci kez Anquetil’e gitti. Poulidor’a ise “Ebedi ikinci” lakabı kaldı!

Greg Lemond vs. Bernard Hinault

Büyük tur kazanmak için en hızlı süren ya da en iyi tırmanan bisikletçi olmak yetmez. Akıl oyunları yapabilmeli, takımı arkanıza almalı, stratejiler kurup bunları günün şartlarına göre uygulamanız gerekir. Fransa Turu’nu beş kez kazanan (ve kazanan son Fransız olan) Porsuk lakaplı Bernard Hinault tam olarak böyle bir bisikletçiydi. Takım arkadaşı Amerikalı Greg Lemond’la bir anlaşma yapmışlardı. Buna göre Lemond, Hinault’ya 1985 turunu kazanması için yardım edecek, karşılığını bir yıl sonraki Tur’da alacaktı. Anlaşma fikri Hinault’ya aitti ve Porsuk kendi Tur’unu kazandı ama 1986’da yine zafer için saldırdı! Lemond’a verdiği sözü unutmuş olması mümkün değildi; sadece kazanmak için sözünü tutmuyordu! Ama hırsıyla meşhur Lemond arkasından bıçaklansa da 1986 Fransa Turu’nu kazanmayı bildi.

Fabian Cancellara vs. Tom Boonen

Spartacus ile Tomeke’nin rekabeti eskilerin dirsek atmalı, yalanlı dolanlı takım arkadaşlığına göre çok daha elit seviyedeydi. Her ikisi de başta Ronde ve Paris-Roubaix olmak üzere tüm klasikleri kazanmaya odaklanmışlardı ama birbirlerinin yoluna çıktıkları pek söylenemez. Bir sene biri, öbür sene öbürü yarışı kazanıp ödülleri evlerine götürüp durdular. 2008’de Roubaix Veledromu’nda finiş kapışması yapmışlardı ama rekabetin zirve anı kuşkusuz 2010’daydı. Ronde’de De Muur’da atağını yapan Spartacus, Tornado Tom’a saniyeler içinde metrelerce fark atmış, kopup gitmiş, yarışı kazanmıştı. Atağı o kadar inanılmazdı ki bisikletinde motor olduğu bile iddia edilmişti! Yaklaşık 10 yıllık bir dönemi aralarında bölüştüler ve sonrasında meydanı gençlere bıraktılar. Cancellera geçen yıl emekli oldu; Tomeke şansını hala deniyor!

Lance Armstrong vs. Jan Ullrich

Doğu Almanya kökenli Jan Ullrich efsanevi Alman bisiklet takımı Team Telecom’la 1997 Fransa Turu’nu kazandığında bu sporun yeni yıldızı olarak görülüyordu. Bir yıl önce Danimarkalı Bjarne Riis’in arkasında kalsa da zirveyi almıştı. Sonra Lance Armstrong kanseri yendi ve hem kendisinin hem de Ullrich’in kaderini değiştirdi. Lance yedi yıl üst üste Fransa Turu’nu kazanırken Alman rakibi üç kez arkasında ikinci kaldı. Poster haline getirilen Lance’in meşhur “The Look” anı rekabetlerinin özetiydi. 2001’de Alpe d’Huez’de atağa kalkan Amerikalı, rakibine “Geliyor musun?” manasında bakış atmış ama Alman selesinden kalkamamıştı. Sonrası bisiklet dünyasının tanrısı Eddie Merckx “Lance’in tutkusu, Jan’da yok!” diyerek ikiliye karnelerini dağıtmıştı. Tabii tüm bunlar güzel ama filmin sonunda ortaya çıkan doping skandalı hikayeyi bulandırdı. Lance elindeki her şeyi kaybetti, Jan Fransa Turu savaşını 7-1’lik hezimetten bir anda 1-0 lehine çevirdi.  Hoş o dönem dopingsiz kimsenin olmadığına inanılıyor ama masumiyet karinesi söz konusu olunca Ullrich hâlâ bir kazanan.

Alberto Contador vs. Andy Schleck

İspanyol “El Pistole – Tabanca” Alberto Contador, bir keresinde “En büyük rakibim Andy Schleck” demişti. İkili bir yandan iyi bir arkadaşlık da yapıyorlardı ama 2010 Fransa Turu’nda Contador’un utanmazca atak yaparak tarihe geçtiği “Chaingate” bu dostluğa limon sıktı. Üstelik Andy’nin Fransa Turu zaferini bu şekilde elinden aldığı yetmezmiş gibi sonrasında doping yaptığı gerekçesiyle Belçikalının sarı mayoyla Paris’te tur atmasına da izin vermedi. Oysa doping olayı dışında Contador disiplini, çalışkanlığı ve tırmanışın dışında zamana karşıdaki performansıyla Schleck’ten daha çok şey vadeden bir isimdi. Andy fazlasıyla gamsızdı. Öyle ki rakipler şubat ayından itibaren yarışlara katılmaya, form tutmaya çalışırken o takım arkadaşı abisi Franck’le beraber gölde balık avlamayı yeğliyordu! Sakatlıktan dönemeyip erken emekli olmasında bu gamsızlığının da rolü büyük. Gerçekten Contador’un dediği gibi en büyük rakip olarak kalabilse bisiklet tarihi bu rekabetin boyutunu çok daha geniş yazabilirdi.

Peter Sagan vs. Greg van Avermaet

Hep geçmişten örnekler vermiş olabiliriz ama bu geleceği göremeyeceğimiz anlamına gelmez! Nasıl büyük turlarda artık elimizde bir Froome-Quintana rekabeti varsa, klasikler için de Peter Sagan ile Greg van Avermaet kapışması söz konusu. Havai fişekler geçtiğimiz yıl atıldı. Slovak süper yıldız Peter Sagan iki yıldır Dünya Şampiyonası kazanırken (ilkinde Richmond’da Van Avermaet’in ardından çıkıp kaçışa başlamıştı) geçen yıl Ronde’yi de kapıp götürdü. Belçikalı Greg ise klasiklerde şeytanın bacağını henüz kırabilmiş değil ama o da borusunu olimpiyatlarda öttürdü. Üstelik Sagan “Bu etap tırmanışçılara göre” diye burun kıvırıp yarışa katılmamışken, etabı Froome, Nibali gibi isimlerden çalmayı bildi. Sagan artık kazanmaya alıştı ve rakibinden daha genç. Ama Greg van Avermaet de fiziksel ve psikolojik dayanıklılığının zirvesinde. Bu yıl o büyük yarışlardan bazılarını kazanıp bisikletin “Neredeyse adamı” olmaktan çıkmaya kararlı görünüyor. Belki çok uzun yıllara yayılmayacak ama önümüzdeki birkaç sezona damga vurabilecek bu rekabete canlı kanlı şahit olma fırsatını kaçırmayın!